|
İSTANBUL'DA
KAR YAĞIYOR
İSTANBUL'A KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE
KAR YAĞIYOR ERİK AĞACINA
KAR YAĞIYOR KUMRULARIN ÜSTÜNE
DAĞ ZORBASI GİBİ HAİN VE UMARSIZCA
ERİK AĞACI ÖKSÜZ KUMRULAR EVSİZ KALIYOR
BİR BEN GÖRÜYORUM BELKİ DE BİR BEN
BİR BEN ACIYORUM KUMRULARIN HALİNE
İSTANBUL'A KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE
ANSIZIN BİR KEDİ GEÇİYOR PENCEREMİN ÖNÜNDEN
SÖYLENE SÖYLENE SİNİRLİ VE ISLAK BİR KEDİ
BELLİ Kİ ANSIZIN YAKALANDI BİR ÇATININ TEPESİNDE
VE MUHTEMELEN UYKUNUN EN TATLI YERİNDE
BİR BEN GÖRÜYORUM BELKİ DE BİR BEN
BİR BEN ACIYORUM HALİNE
İSTANBUL'A KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE
SEN MUHTEMELEN EN DERİN UYKULARDA
BEN PENCEREMİN ÖNÜNDE
İSTANBUL'A KAR YAĞIYOR KAR YAĞIYOR PENCEREME
O SEBEPSİZ GİDİŞİN GELİYOR GÖZLERİMİN ÖNÜNE
KAR CAMDAN GEÇİYOR TEN'DEN GEÇİYOR
USULCA DOLUYOR YÜREĞİME
VE BİR ÇİÇEK YEŞERİYOR KENDİLİĞİNDEN
DONMUŞ KALBİMİN ORTA YERİNDE
UZUN KIŞ GECELERİNDE YİTİRDİM SENİ
ÖLDÜN MÜ KALDIN MI HABERİN GELMEZ
BİLMEM Kİ BİR TANEM NERDESİN ŞİMDİ
HER YAĞAN KAR'DA KAYBEDENLER OLUR HEP
KİMİLERİ YUVALARINI KİMİLERİ RÜYALARINI
KİMİLERİDE SEVDALARINI
İSTANBUL'A KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE
EMRE TOPÇU
|
BUGÜN BENİM BAYRAMIM
VAR
Ana, baba, genç,
ihtiyar,
Koşup geldi diyar,
diyar.
Duysun dağlar, duysun
taşlar,
Bugün benim bayramım
var.
Meydana çadır
kurulsun,
Hasret olanlar
sarılsın,
El sıkışıp hal
sorulsun,
Bugün benim bayramım
var.
Yak ateşi İrfan usta,
Ne istersen bizden
iste,
Gönlümüz kalmasın
yasta,
Bugün benim bayramım
var.
Vursun davul, çalsın
zurna,
Al mendili gir halaya,
Herkes davetli buraya,
Bugün benim bayramım
var.
Yansın gönüller
tutuşsun,
Eller havada buluşsun,
Halay çeksin gençler
coşsun
Bugün benim bayramım
var.
Köşe, köşe bucak,
bucak
Selam olsun kucak,
kuçak
Seneye burada buluşak
O gün yine benim
bayramım var
Salim derki birlik
bizde,
Sevgi, saygı dirlik
bizde,
Selam olsun hepinize,
Bugün benim bayramım
var.
SALİM OKUR
KÖYÜMÜZ
Otuz beş haneden duman tüterken,
Tandırından taze ekmek kokarken,
Herkes yuvasında mutlu yaşarken,
Şimdi beş haneye indi köyümüz.
Önce okuyanlar köyü terk etti,
Sonra arkasından kalanlar gitti,
Eridi sayısı tükendi bitti,
Talan oldu,vurgun yedi köyümüz.
Boş kalan evleri bir bir yıkıldı,
Asırlık ardıçlar söküp yakıldı,
Geriye kupkuru enkazı kaldı,
Deprem görmüş yere döndü köyümüz.
Merasında madımaklar biterken,
Bağlarında mor üzümler yeterken,
Erik kayısı dallarını kırarken,
Hazan vurdu çöle döndü köyümüz.
Güneş doğup sığır kahtan aşarken,
Koyun kuzu meleşerek koşarken,
Bakraçlar süt ile dolup taşarken,
Çökeliğe hasret kaldı köyümüz.
Mezarları sarı diken bürüdü,
Yüz yıllık çeşmenin suyu kurudu,
Alaca sevdası aldı yürüdü,
Baykuşlara yuva oldu köyümüz,
Salim derki gelin birlik olalım,
Ören yerlerine evler kuralım,
Baba ocağını şenlendirelim,
Çevremize örnek olsun köyümüz.
SALİM OKUR
NASİHAT EYLE
Ağlayan göz yaşım durmak bilmiyor,
Oyalı mendilinle nasihat eyle.
Yüreğim köz olmuş içten yanıyor,
Bir bardak su ile nasihat eyle.
Sevenin kalbi Rabbine döner,
Ağlar,ağlar elbet birgünde söner,
Sebep olanlara intizar eyler,
Güzel sözlerinle nasihat eyle.
Mutluluk her insanın hedef tasıdır,
Umut fakirin ekmek aşıdır,
İçecek su bulursa oda göz yaşıdır,
Hatıralarınla nasihat eyle.
Allah Ömür verir gelip görürüm,
Senide kollarımın altında korurum,
Orada bulamazsam arar sorarım,
23 Temmuz ile nasihat eyle.
Adem TAHTACI
|
BİR DÜNYA
DÜŞÜNÜYORUM
Bir dünya
düşünüyorum Toplandıkça
çiçekleri Aşk dolsun
insan Hüzünleri
güneş eritsin
Yeni yaşamlar
el çırpsın Sevgi dolu her
bakış Korkuları
hükmüne alsın Bir dünya
düşünüyorum
Işığında
çocuklarımızın Koşsunlar
mutluluklar ülkesine Bir dünya
düşünüyorum Göz yaşları
yalnız ağlasın
Yüreklerini
insanların Yıldızlar
doldursun Sevgi dolu her
bakış Korkulara
hüküm salsın
AHMET BURAK TOPÇU
Çok şey öğretir insana ayrılık,
Kıymetini dostların, kardeşlerin.
Anlar firkatte gerçeklerin,
Ne çetin olduğunu,
İnandırır ayrılık.
Kavuşmak bin bir çilenin sonu,
En güzel andır,
En hoş vakittir.
Biter acılar,
Gelir bir sevinç dolu dolu,
Tatlı hayaller,
Planlar alır çilenin yolunu.
Değildir hiçbir ayrılık daimi,
Giden gemiler,
Mutlaka döner limana geri.
Sıla özlemi,
Ayrılığın gereği.
Biter onun da çilesi.
Ayrılık türlü türlü,
Anadan, babadan, gardaştan, arkadaştan.
Askerlik, gurbet, talebelik, doğuştan.
Artık bitsin,
okunmasın bu türkü...
EMRE TOPÇU
|
UNUTMAK
İSTİYORUM
Yüreğimde yara var,
Seni görünce hep kanar.
Aleve benzeyen bu kalbim,
Senin soğukluğunla yanar.
Sensizlik çok zor gülüm,
Karşılıksız aşkın sonu ölüm.
Neden bana bu zulüm,
Vefasız olma be gülüm.
Yoldan geçerken seni soranlar,
Beni böyle yoranlar,
Kalbimi kanatanlar,
Beni böyle ağlatanlar…
Onu bana sormayın.
Beni böyle yormayın.
Kalbimi kanatmayın.
UNUTMAK istiyorum…
Mehmet ŞAHİN |
YA SEN
Sen gelirsin aklıma,
Şu karanlık gecede.
Seni isteyen yalvarışlar,
Yankılanır bu gecede.
Bir garip aşığım,
Sevdim gönülden.
Felek yar etmedi seni,
Çaldı elimden.
Eğer benim olsaydın…
Ya Sen.
Bekler misin sabahı,
Benim mahşeri beklediğim gibi…
Ya Sözlerin.
Anlatır mı bana seni,
Benim sana anlattığım gibi…
Ya Gözlerin…
Ağlar mı benim için,
Yağmurlara inat olası gibi…
MEHMET ŞAHİN
|
|
|
|
HASRETLİK
Yine hasretlik
çöktü bağrıma
Ezile, ezile, ezdi de beni
Sanki loğ taşının altında kaldım
Çiğnedi, çiğnedi un etti beni.
Her sene Ağustosu iple çekerim
Uzadı, uzadı, yol etti beni
Yolun sonunu ben hiç görmedim
Bekledikçe gözlerim kör etti benim.
Ağlamak yüreğe su serpmekmiş meğer
Derdime dertleri ekledi benim
Doktor, doktor çaresini aradım
Dermanı köyümü görmekmiş benim.
Uzun olur hasretlik yolları
Aç kollarını kucakla beni
İçimden Mevla'ya yalvaran sesi
Duydukça yollara bakasım gelir.
Yeter gurbetin göçmen kuşları
Kafanda saç kalmadı yolma saçları
Yaş elli oldu kayboldu kaşları
Sonunda mezarda bulursun beni
Adem TAHTACI
BENİM
KÖYÜM
Mehmet Ağa’nın gürültüsü,
Ahmet Ağa’nın iniltisi,
Seyfi dayı’nın gece gezintisi,
Duyulmuyor, görülmüyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM
Veysel Dayının kahkahası,
Nuri Ağa’nın baston sesi,
Derviş dedenin gürlemesi,
Duyulmuyor bilinmiyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM.
Seydali dayının nalbant sesi,
Habip dayının titremesi,
Köse dayının öksürük sesi,
Duyulmuyor tanınmıyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM.
İshak dayının bahçe bostan sevdası,
Abdurrahman dedenin bağ bahçe sevdası,
Kara Mehmet’in tarla toprak sevdası,
Görünmüyor bilinmiyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM.
Zabit dayının tütün sevdası,
Casım ağabeyin gurbet çilesi,
Süleyman dayının genç yaşında gitmesi,
Görünmüyor bilinmiyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM.
Yusuf abinin muhtar oluşu,
Halis abinin karşı duruşu,
Deli Memmed’in destek verişi,
Görünmüyor bilinmiyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM.
Halil dayının keser vuruşu,
Fahrettin abinin ustalık işi,
Şahmettin dayının seslenişi,
Duyulmuyor görünmüyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM.
Ömer dayının ezan okuması,
Zemci hocanın namaz kıldırması,
Ziya dayının da esas durması,
Duyulmuyor görünmüyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM.
Necati çavuşun o yürüyüşü,
Hacı dayının oğluna bağırışı,
Kürt Haco’nun da kaysı satışı,
Bilinmiyor görünmüyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM.
Bilal kahyanın hükümet gibi duruşu,
Gödek Ömerin çuval kaldırışı,
Kirvem Osman abinin güzel gülüşü,
Duyulmuyor bilinmiyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM.
Abdurrahman dedemin pazarlık edişi,
Mevlüt Dayının kağnı yapışı,
Fehmi dayının İstanbul’a gidiş gelişi,
Görünmüyor bilinmiyor,
Issız kaldı BENİM KÖYÜM.
Rahmet olsun toprağında yatana,
Selam olsun köyümün tüm evladına,
Kolay gelsin el ele verip sahip çıkana,
Haydin köye gidek ıssız kalmasın,
23 Temmuz Hıngel gününde bizsiz kalmasın.
ADNAN ŞAHİN
1. HİNGEL GÜNÜ ŞENLİKLERİNE
23 Temmuz 2006 yılı, 1. Hingel günü şöleni,
Bir araya getirdi. oğlu, kızı, damat ve gelini,
Birlik olsun, güç olsun uzat gardaş elini ,
Doya, doya kokla toprağını, dikenini,gülünü.
Çok çok uzun ve acı yıllar geçti aradan,
Sılayı Rahim yapıyor, ayrılanlar buradan,
Bir diriliştir bu; Sanma ki, bu heves sıradan,
Bu günleri de gösterdin, şükür sana Yaradan,
Gerdekkaya dediğin tarihi, uluca bir taş,
Neşeliyim, akıyor gözümden damla damla yaş,
Her topluma lazımmış; bir Bilge kişi , bir Baş,
Sen çok yaşa, sevgili Arslan Ağa gardaş.
Hiçbir zaman meyil etmedik, zulüm ile harama,
Ünalan, Esahacı, Beşiktepe köyü, dursunlar selama,
Nasılda parmak bastın, içimde kanayan yarama,
Bütün suç bendedir, sakın başkasında arama.
Muşhur olur, Çal Tepenin büyük ve beyaz taşları,
Bir kenara bırakalım, dargınlık, kırgınlık ve suçları,
Toplayalım Anaları, Babaları, Bacıları ve Gardaşları,
Koruyalım, gözetelim, hastaları, fakirleri ve açları.
Yenik düştük tarladan, bağdan çıkan, mahsul ile ürüne,
Ayrılık tohumunu ekenler, dilerim sürüm-sürüm sürüne,
Omacı, acı çökeliği, dürelim tandır ekmeğinden dürüme,
Çıkalım; Aşağı bağlar, Demirci, Kurt deresi, Yayla turuna.
Ecdadımızın Ruhu ayakta oğul, kız, torun geliyor,
Sanki Caminin Minberi , Cemaatin yüzüne gülüyor,
Yakup ODABAŞ kulun, Sana Şükür Namazı kılıyor,
Bütün emeği geçenlere sağlık ve Mutluluklar diliyor.
Yakup ODABAŞ
02/02/2006
|
|
|
NESLİ PAKİMİZ
Şu alemi seyran kıldım temaşa,
Mekandan münezzeh şerikin haşa,
İstersen elli,yüz sene yaşa,
Ahirimiz ölüm göçeriz bir gün.
Çürümüş kemikler sürmeye dönmüş,
Sanki yalan bunlar cihana gelmiş,
ODABAŞ denilen bir namı kalmış,
Ahirimiz ölüm göçeriz bir gün.
Sahavet dalına sarılmış kavi,
Vilayetim Karstır Keklicek köyü,
Tarih doksanüç hicretin günü,
Ahirimiz ölüm göçeriz bir gün.
Doksanüç harbinde etmişler hicret,
Tam üç aylık yolda hesapsız zahmet,
Mevlam cümlesine eylesin rahmet,
Ahirimiz ölüm göçeriz bir gün.
Keklicek köyümüz şimdi harabe,
Altı kardeş birden koşmuş araba,
Yok onlardan şimdi, gitti türaba,
Ahirimiz ölüm göçeriz bir gün.
Nesli Yusuf ağa bizim dedemiz,
Amcam Arslan Ağa,Tahir babamız,
Misafirperverdir açık hanemiz,
Ahirimiz ölüm göçeriz bir gün.
Şimdi iskanımız Çorum-Alaca,
Gerdekkaya köyü biraz yaylaca,
Dilerim Mevladan gitsin böylece,
Ahirimiz ölüm göçeriz bir gün.
Allah2ın vergisi iki kardeşiz,
Birtecik hemşire hep bir yoldaşız,
Gerdekkaya köyü, hem ODABAŞ'ız,
Ahirimiz ölüm göçeriz bir gün.
Meftuni eylesen her dem iltica,
Senin yolun dahi varmasın güce,
Cahdeyle varasın Kabeye,Haca,
Ahirimiz ölüm göçeriz bir gün.
Aşık Meftuni(Abdullah ODABAŞ)
HAK KELAMI
Gözlerim var diye güvenip gezme,
Göz gerek görmeli hak cemalini,
Hıfzeyle her söze açma lisanı,
Dil gerek söyleye hak kelamını.
Gönderme batına haramdan lokma,
Bu güzel vücudu cehimde yakma,
Günbegün kitabı amelin yokla,
Her zaman sarf eyle hak kelamını.
Na meşru yollara atma ayağın,
Sıratta olmasın ayakta bağın,
Dilersen bir olsun yakın ırağın,
Her zaman sarf eyle hak kelamını.
Ehli hak olanla hasbıhal eyle,
Oturup derdini derinden söyle,
Şu fani dünya ya bir nazar eyle,
Her zaman sarf eyle hak kelamını.
Hukuk-ı ibabdan kendini sakın,
Kendini bilmeze hiç olma yakın,
Nefsi emareye Zülfikar takın,
Her zaman sarf eyle hak kelamını.
Her taşın peşine gitme Meftuni,
Beyhude geçirme bu aziz günü,
Sakın ha huzurdan çevirme yönü,
Her zaman sarf eyle hak kelamını.
Aşık Meftuni
|
YAŞANTIM
(Kardeşlerime ithaf olunur)
Alaca İlçe,
Gerdekkaya köyü peykimiz,
Harmanlar, peyler, çatlar mevkimiz,
İşte böyle başladı bizim öykümüz,
Al kalemi eline yaz yavaş, yavaş.
Ay Mart, yıl dokuz
yüz elli beş,
İsmi olsun dediler, Yakup ODABAŞ,
Osman ile Arif’e oldum üçüncü kardeş,
Gözüm açılmaya başladı yavaş, yavaş.
Söylüyorlar çok
cılız, hala ölmedi,
Hava annemin çilesi dolmadı,
Allah elimizden neden almadı,
Büyümeye başladım yavaş, yavaş.
Süleyman çavuş
babamın adı,
Damağıma değdi dünyanın tadı,
Dediler paçayı yırtın hadi,
Yürümeye başladım yavaş, yavaş.
Al küheylanın
tayıyla oynadım,
Tekmeyi yiyince hastaneyi boyladım,
Azrail ile pazarlık eyledim,
Çilelerim başladı yavaş, yavaş.
Pınarlarımızın adı
cami.aşağı, harman,
Su çeke çeke dizimde kalmadı derman,
Hastayım boğazımdan geliyor kan,
Dertlerime deva yaz yavaş, yavaş.
Çekeceği kadar
verme kulun başına,
Akıl sır ermiyor Yaradanın işine,
Babamı koydular musalla taşına,
Gözümde yaş kurudu yavaş, yavaş.
Onbeşinde göründü
gurbetin yolu,
Annemim genç yaşta büküldü beli,
Ne olacak bu ailemizin hali,
Dayanacak güç ver yavaş, yavaş,
Henüz yeni değdim
yirmi yaşına,
Ne çileler geliyor, mazlumların başına,
Nasıl dayanayım İbrahim kardeşime,
Şu dertlerimizi bitir yavaş, yavaş.
Mükerrem beş
kardeşin bacısı,
Babadan yetim kaldı hepisi,
Önümüze koydular sırat köprüsü,
Geçerken verdik fireyi, yavaş, yavaş.
Nice yıllar sürdüm
öküz ile harmanı,
Yaradan’dan geliyor her şeyin fermanı,
Çok verdik Hak Teala’ya cennet kurbanı,
Bize de şefaat kıl yavaş, yavaş.
Kurtulmak zor ,
düşünce gurbetin ağına,
Memur olarak gönderdiler,Samandağı’na,
Veda ettim artık baba ocağına,
Rızık aramaya başladım yavaş, yavaş.
Acılar, dertler
ömrümden çaldılar,
Bir sonbahar günü nikahımı kıydılar,
Sebiha hanımla dünyaevine koydular,
Bize de mutluluk ver yavaş, yavaş.
Osman oldu
ağabeyler, babası,
Başımızdan eksilmedi Azrail’in sopası,
Genç yaşlarda Şehit oldu hepisi,
Ciğerime kor koydular yavaş, yavaş.
Arslan ağa
kardeşlerin gözdesi,
Hilal, Alper oldu cennet meyvesi,
Saymakla bitmez yeğenlerimin hepsi,
Ailemize güç verdiler yavaş, yavaş.
Beytüllah’ta
hacerülesved’e yüz sürdüm,
Arafat dağında Vakfe’ye durdum,
Ravza-i Mutahhara’da murada erdim,
Yarab günahlarımızı sil yavaş, yavaş.
Cennetülbaki
mezarlıkların başı,
Dünya da durmadı gözümün yaşı,
Ömür biçmek amenna Yaradanın işi,
Şu bizim hesabı gör yavaş, yavaş.
Yakup ODABAŞ
|
|
|
GERDEKKAYA
İsminin menşei, taştan oyulmuş oda,
Nice Krallar murada, erdi burada,
Daha Kalenin başı var, sırada,
Var mı benim köyüm gibi?
Hıngeli, ketesi, haşılı meşhur bilinir,
Madımağı satır,nacak ile kıyılır,
Kuymağına nice insan bayılır,
Var mı benim köyüm gibi?
Burnumda tüter kekiği, yavşanı
Dağlarında çok olur keklik, tavşanı,
Güz gelince yapılır düğünü, nişanı
Var mı benim köyüm gibi?
Çevre İl, İlçe bilir ağasını beyini
Sayamadım kaç kişidir, sofrasında doyanı
Nasıl anlatayım aşağı pınarın suyunu,
Var mı benim köyüm gibi?
Kış gelince hoş olur tandırın şurtu,
Unutmadık Kars ili Keklicek ata yurdu,
Kırıkkale yağlıda misafiri Aslan ağayı sordu,
Var mı benim köyüm gibi?
Doyamadım havası ile suyuna,
Bahar gelir kuzu karışır koyuna,
Çok bağlıdır ecdadına, soyuna,
Var mı benim köyüm gibi?
İpek yolu Çalını, yaylasını sayamadım,
Muhabbetine samimiyetine doyamadım
Çok diyar gezdim köyümün yerine koyamadım,
Var mı benim köyüm gibi?
Aklım yetti elli beş hane saydım,
Kalan on evi onların yerine koydum,
Her geldiğimde ne acılar duydum,
Var mı benim köyüm gibi?
Yakup ODABAŞ
|
GURBET
(Anneme)
İki tane ıssız boş oda,
Alına yazılmış neyleyim bu da,
Hastalansam bir yudum su da,
Verecek kimsem yoktur Anam.
Dilleri başka töre ayrı,
Kalmadı sabır ben de gayrı,
Tanrım sabırlar versin bari,
Her namazda dua et anam.
Ağlıyorum akan yaşı silmeyeceğim,
Biliyorum Dünyada hiç gülmeyeceğim,
Neşe, mutluluk nedir bilmeyeceğim,
Her şeyim Ahiret’e kaldı anam.
Dünya’da görmedim ana kucağı,
Felek dolaştırdı dört bir bucağı,
Issız kalmasın babam ocağı,
Sizden tek isteğim budur anam.
Yakup ODABAŞ
|
|
|
ANAM
Özlemini hep içimde sakladım
Sensizliğim dillenmedi hiç anam.
Hasretini gizli, gizli kokladım
Yokluğuna katlanmak çok güç anam.
Ne kadar neşeli ne kadar şendin
Dertleri devirdin çileler yendin
Bize gençliğini sevgini verdin
Pişmanlığım para etmez, geç anam.
Oyalı yazmada kınalı saçlar
O başa layıktır nurani taçlar
Sen istersen belki mevlam bağışlar
Sensiz hayat anlamsız bir hiç anam.
Meftuniyle şimdi koyun koyuna
Şu kara toprakta boylu boyuna
Şefaat et bu günahkâr oğluna
Yalnız koma beni de al,seç anam.
Meftunizadeyim senin yoluna
Allahım himmet et aciz kuluna
Bu Dünyada balta değdi dalına
Kanatlanıp bir kuş gibi uç anam.
Celal ODABAŞ
|
BABA
Çalış,didin helal kazan,
Faiz haram derdin baba,
Ağır olur yoksa cezan,
Çekmez bu yükü araba.
Ben çalıştım karnım doydu,
Onlar ne var,ne yok soydu,
Adımızı ahmak koydu,
Biri oldu iki,baba.
Borsa,faiz menkul değer,
Akıllıymış bunlar meğer,
Tefe de yükselen değer,
Herkes olmuş tilki, baba.
Bir koydular üç aldılar,
Zevki sefa ya daldılar,
Hepsi yerinde kaldılar,
Biz sürüldük çünkü, baba.
Bu serzeniş sitem vari,
Nasıl söylesem ki yani,
Bilirim bu dünya fani,
Yolundayım bil ki,baba.
Meftunizade dilinden,
Tutarlar belki elinden,
Geç Sırat-ı Müstakimden,
Mülk Allahın mülkü,baba.
Celal ODABAŞ |
|
|
HATA BENDEDİR
Heba oldu ömrüm fark edemedim,
Yılların suçu yok hata bendedir.
Çıkar dünyasında çark edemedim,
Kulların suçu yok hata bendedir.
Eğilmedim,bükülmedim kırıldım,
Çalkalandım,bulanmadım duruldum,
Namertlerce ben sırtımdan vuruldum,
Vuranın suçu yok hata bendedir.
Kavga ettim ama hiç kin tutmadım,
Emaneti hıyanete satmadım,
Helal mala zerre haram katmadım,
Hainin suçu yok hata bendedir.
Hep sevgiyle dolup taştı yüreğim,
Zorbalara bükülmedi bileğim,
Örümcek ağ örmüş nerden bileyim,
Ağların suçu yok hata bendedir.
İyi ile kötü seçilmiyor ki,
Hatırsız kahve içilmiyor ki,
Kanatsız menzile uçulmuyor ki,
Uçanın suçu yok hata bendedir.
Zengin kıymet bilmez,fakir haşarı,
Unuttuk biz; Zekât,Fitre,Aşarı,
Çalmak,oldu şimdi büyük başarı,
Çalanın suçu yok hata bendedir.
İslamı,imanı kullanıyorlar,
Hırsızlıkla gaspla pullanıyorlar,
Şerefsiz deyince kıllanıyorlar,
Kılların suçu yok hata bendedir.
Maddeten değil,manen yıkıldım.
İki yüzlü insanlardan sıkıldım,
Lavla değil,bir kibritle yakıldım,
Yakanın suçu yok,hata bendedir.
İnsan bu,çevirip koklanmıyor ki,
Buz dolabında saklanmıyor ki,
Sütü bozuk,ruhu paklanmıyor ki,
İneğin suçu yok hata bendedir.
Çıkarma aklından,sen hiç Mevla;yı;
Neden verdi sana böyle belayı,
Bel bağlama,bırak gitsin dünyayı,
Şükret; deki:iman,irfan bendedir.
Celal ODABAŞ
|
HASRETLİK DESTANI
Mektup selam söyle bizim vatana,
De ki,hasretinle yananı gördüm,
Kalemle yazamaya gelmez dertlerim,
De ki,hasretinle yananı gördüm.
Birçok akrabalar ciğerpareler,
Açıyor sinem de göz göz yareler,
Dereler, tepeler,şirin ovalar,
De ki,hasretinle yananı gördüm.
Şanlı ecdadımla kardeş bacıyı,
Bir çok dostlarımla Arap Hacıyı,
Çekerim ölünceye kadar acıyı,
De ki,hasretinle yananı gördüm.
Amcazadeler,ciğer köşeler,
Lütfiye, Zülfiye hep Aişeler,
İhsanlar,Zemzemler,Gül,Menevşeler,
De ki,hasretinle yananı gördüm.
Hasret kaldım Bekir ile Tahir'e,
Müşerref, Emine hem de Şakir' e
Benden selam söyle yüz binler kere,
De ki,hasretinle yananı gördüm.
Meftuniyem hasret kaldım vatana,
Cihan Şahı Arslan ile Kaplan'a,
Hasretliğim kareyledi bu cana,
De ki,hasretinle yananı gördüm.
Aşık Meftuni
FARK ETMEZ BİR AN YADA BİR ÖMÜR
Yaşamın tarifini ben yapamam
Ama öyle uzun ki yol
Yarısı otuz beş değil
Ve yaşam o ki
Otuz beş garanti değil
Fark etmez bir an ya da ömür
Tadı aynı yaşanmışlığın
Yıllarla ölçülür değil ...
Ülkü ODABAŞ
|
|
|
ÖZLEDİM
Sevgilerin zor olduğu Dünyada
Sevdalara sır olmayı özledim.
Gerçekte olmasa bile rüyada
Sevgiliyle bir olmayı özledim.
Boşa geçmiş bunca yıla eyvahım,
Öyle çok ki tartılmıyor günahım
Yıllar sonra benim çeşmi siyahım
Yüreğinde yer almayı özledim.
Meftunizadem,o gönlü yüceyi
Çiğ düşen sabahı,kara geceyi
Pervane misali ateş böceği,
Aşka duçar yar olmayı özledim.
Celal ODABAŞ
|
SELAM OLSUN
Kalem ile yazamadım,
Göremedim,sezemedim,
Ben bu sırrı çözemedim,
Çözenlere selam olsun.
Nefis düşman; bilemedim,
Dost gönlüne giremedim,
Bir demet gül deremedim,
Derenlere selam olsun.
Dünyadan tat alamadım,
Vuslatına varamadım,
Hayal bile kuramadım,
Dalanlara selam olsun.
Göz kapalı kulak sağır,
Mecalim yok yüküm ağır,
Gidiyorum ağır,ağır,
Kalanlara selam olsun
Meftunizadem kadere,
Düşme boş yere kedere,
Düşün,noksanlık nerede,
Bulanlara selam olsun.
Celal ODABAŞ |
|
|
OLAMADIM
Allahü Teala’ya kul,
Arı peteğinde bal,
Tutunacak dal,
Olamadım.
Yaradılışın sırrını,
Sözün, özün erini,
Yunus gibi birini,
Bulamadım.
Salihlerden yolumu,
Kabirdeki durumu,
Ahiretteki halimi,
Soramadım.
Aklın servetini,
Anne hidayetini,
Eşimin kıymetini,
Bilemedim.
Her gece kahve, bar,
Kendimden ediyorum ar,
Altın gibi yirmi dört ayar,
Kalamadım.
Alimlerden irşat,
Erenler makamından kat,
Yalan Dünya’dan tat,
Alamadım.
Yakup ODABAŞ
|
|
| |
|
|
|